13 Mayıs 2013 Pazartesi

Anliyorum

Ne kadar guzel bir duygu bu boyle... Insanin icindeki bagliliklarindan kurtulmasi ve kahvesinin yine anlamli gelmesi ona, nasil guzel unutmak, kullerinden dogmak, hafizadan anilara atamak yasananlari... O zaman nasil oluyor biliyor musun?

 Onun icin en iyisini istiyorsun... 
Birinin guzel seyler yasamasi icin icten gudulenmek ne kadar saf ve temiz... 

Ama yine de tarifi imkansiz bir duygu kurtulma sureci... Kalbinin acimasi noktasindan, yapacak bir sey yok noktasina kolay gelinmiyor... Bir kalpte sonsuza kadar bitmis olmanin o agirligi, en yakin arkadasini gozun yasli geride birakma sureci, onunla anlamli kildigin sokaklarin, mekanlarin, dukkanlarin "o" temasindan kurtulmasi...

Ama bir bakiyorsun oluyor, en cok kaybetmekten korktugun da icindeki duygularin oluyor... Biliyorsun o zaman onlar gidince gelmez ki geri, o da bekletemedi ki hislerini... Guvenli kucaklar bu durumlarda daha da anlamli oluyor belki...

Bulutlarin ustunden birakirsan kendini, sonunu dusunmeden, elbet bir gun yere cakilirsin... Dusunce de ustundeki duygulari silkeler, basin dik kalkar,yeni hayatina baslarsin... Bilirsin ki en coklari, en asklari, en yagmurlari bile bir gun bitiyor.



5 Mayıs 2013 Pazar

Dusunuyorum

Bir ev var aklimda... Beraber kurulan beraber yasanan bir ev... Salon var aklimda, sehpa var uzerinde oyunlar oynanan... Kizin en guzel kiyafetlerini arka odadan giyip geldigi bir koridor, bir ayna... Oglanin mutfakta mucizeler yarattigi, etler pisirdigi, ickiler doldurdugu beraber secilen bardaklara... Her birinin icmekten keyif aldigi bardaklar... Elleriyle yaptiklari kitaplikta duran kitaplar... Kimisi okunanlar kimisi daha uzun yillar okunmayacak olanlar... Var iste oyle bir ev aklimda...

Sanirim gecmiste yasanmis...

Hatirliyorum uzerine bir mail mektubu yazmistim ve o cevap vermisti... Demisti bekliyorum gel bana... Geldim ama gitmisti.

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Görüyorum

Oylesine yüreksiz ki zaman, geçerken ne tahribatlar bıraktığının farkında bile değil. Beyin karmaşamın dayanılmaz ağırlığını çekiyorum günlerdir. Zamana inat uyku yok, yemek yok, hayal yok... En çok hayal edememek mahvediyor beni... Geçmiş, toz bulutlarını kaldırıyor enkazlarından. Midemde demirden bir yumruk, ne sindirebiliyorum, ne affedebiliyorum. Gözlerimde tek bir sahne ve verilen sütundan emeklerin pervasızca yol oluşu. Bir kaos, bir ambale, bir kıyamet sanki zamanın yarattığı...
Bu hale gelmek de mesele... Çok söz yolundan çıkmış meğer, çok gözyaşı dökülmüş. Bir başkasının mutsuzluğunun üzerine mutluluk kurulmazmış.